PRE-SAFE adı verilen bu güvenlik sistemi, araçtaki bazı sinyalleri algılayarak sürücüyü ve yolcuları koruyucu bir sistemin içine dahil ediyor. Sistem, kazayı engellemekten çok kazaya maruz kalan yolcuları oluşabilecek darbelere karşı hazırlamak amacını taşıyor.
Emniyet kemerlerinin gerilmesi, koltuk pozisyonlarının değişmesi ve dahası… Tüm bu önlemler, nasıl oluyor da kazanın saniyeler önce anlaşılmasıyla devreye giriyor? İşte PRE-SAFE sisteminin çalışma prensibi…
İçerikten Görseller
+1
Öncelikle PRE-SAFE sistemi kazayı nasıl algılıyor?

Mercedes-Benz'in geliştirdiği PRE-SAFE sisteminin ardında tek bir sensörden söz etmek mümkün değil. Araç, özellikle ESP gibi sürüş dinamiklerini takip eden sistemlerden gelen verilerden yararlanıyor. Bu sistemlerde tekerleklerin dönüşü ve aracın hareket durumu gibi bilgiler kullanılırken araç dinamikleri de yaw rate, yanal ve boyuna ivme, araç hızı ve benzeri değerlerle takip edilebiliyor.
**Peki sistemi tetikleyen durumlar neler? **
- Acil frenleme: Brake Assist System'in devreye girdiği güçlü frenleme durumları
- Kritik sürüş dinamikleri: Araç fiziksel sınırlarını aştığında ortaya çıkan ciddi understeer veya oversteer durumlar
- Sert kaçış manevraları: Bazı modellerde yüksek hızdaki sert kaçış manevraları gibi kritik sürüş hareketleri
- Yaklaşan çarpışma: Donanımı uygun araçlarda radar sensörlerinin belirli durumlarda yakın bir çarpışma tehlikesi tespit etmesi
Dolayısıyla hangi verilerin ve sensörlerin kullanıldığı aracın modeline, yılına ve sahip olduğu sürüş destek paketlerine göre değişebiliyor.
Peki bu sistem, bir kaza olacağına nasıl karar veriyor?

Aslında PRE-SAFE, aracın kritik bir sürüş yaşadığını veya donanıma bağlı olarak bir çarpışma tehlikesi oluştuğunu ve sürücünün verdiği komutlarla otomobilin gerçek hareketi arasındaki durumu kısa aralıklarla değerlendirebiliyor.
Örneğin, sürücü direksiyonu sert bir şekilde kırdığında araç savrulmaya başlarsa veya çok güçlü bir frenleme gerçekleşirse, sistem bunun olağan dışı bir sürüş olduğunu anlayabiliyor. Mercedes-Benz, bu sistemi anlatırken de daha önce aracın ilk kayma belirtisini algılaması ve çarpışma gerçekleşmeden koruyucu önlemleri başlatmasından söz etmişti.
Burada radar teknolojisi devreye girdiğinde ise farklı bir senaryodan söz ediyoruz. Mercedes-Benz, PRE-SAFE'i 2005'te Brake Assist PLUS ile birleştirdiğini ve 2006'dan itibaren radar teknolojisinin bazı PRE-SAFE fonksiyonlarında kullanılmaya başlandığını belirtiyor. Daha sonraki sistemlerde aracın ön ve arka çevresindeki sensörler, özellikle yaklaşan arkadan çarpışmaların algılanmasına yardımcı olabiliyor. Yani radar, ** PRE-SAFE'in bütün versiyonlarının temel çalışma prensibi değil, donanıma bağlı gelişmiş çarpışma algılama fonksiyonlarının bir parçası.**
Sistem devreye girdiğinde neler oluyor?

Tehlikeli bir durum tespit edildiğinde bu sistem, araçtaki bazı koruyucu donanımları kazaya hazırlıyor. Hangi önlemlerin uygulanacağı ise otomobilin modeline ve donanımına göre değişiklik gösterebiliyor.
- Emniyet kemerleri geriliyor: Ön koltuklardaki kemerler elektrikli pretensioner'larla önceden sıkılaştırılabiliyor.
- Camlar kapanıyor: Özellikle aracın kaydığı kritik durumlarda yan camlar küçük bir açıklık kalacak şekilde kapatılabiliyor.
- Sunroof kapanıyor: Sunroof bulunan araçlarda benzer şekilde kapatma işlemi uygulanabiliyor.
- Koltuk pozisyonu değişebiliyor: Hafıza fonksiyonuna sahip bazı araçlarda ön yolcu koltuğu daha uygun bir konuma getirilebiliyor.
- Koltuk yan destekleri şişirilebiliyor: Multicontour koltuk bulunan bazı araçlarda yan desteklerin hava basıncı artırılarak yolcunun daha iyi konumlandırılması amaçlanıyor.
Kritik durum kazaya dönüşmeden atlatıldığında ise sistemin yaptığı bu işlemler geri alınarak eski haline dönüyor.
PRE-SAFE Sound özelliği de işitme sağlığı açısından oldukça önemli.

PRE-SAFE sisteminin sunmuş olduğu PRE-SAFE Sound özelliğinde ise amaç, iç kulaktaki akustik refleksi tetiklemek ve aracın hoparlörlerinden kısa süreli özel bir ses üretmek. Çünkü olası bir kaza durumunda ortaya çıkan yüksek ses, kalıcı ses hassasiyetleri ve kayıplarına neden olabiliyor.
Bu refleks, kulaktaki mekanik bağlantıyı değiştirerek yüksek ses basıncına karşı bir tür biyomekanik koruma sağlıyor.
Yandan çarpma durumunda yolcu içeri doğru hareket ettirilebiliyor.

PRE-SAFE'in daha gelişmiş uygulamalarından biri PRE-SAFE Impulse Side. Bu özellik, belirli araçlarda yaklaşan bir yan çarpışma tespit edildiğinde ön koltuktaki kişileri darbenin geleceği dış bölgeden biraz daha içeri doğru hareket ettirmeyi amaçlıyor.
Sistem bunu koltuk yan desteklerindeki hava odacıklarını çok hızlı şekilde şişirerek yapıyor. Böylece yolcunun kapı ve doğrudan darbe bölgesinden biraz daha uzağa alınması hedefleniyor.
Kısacası Mercedes-Benz’in geliştirdiği bu dahiyane güvenlik sisteminin yaptığı şey kazayı birkaç saniye önceden görmek değil; araç tehlike altındayken bunu mümkün olabildiğince erken fark ederek kazanın oluşturacağı olumsuz etkileri minimuma indirmek.